Denizin Ortasında Demirden Evdeyim

12547164_1702097076672336_192803690_n

Geçen hafta tatildeyken yeni yazımda tatilde geçirdiğimiz güzel günlerden bahsederim diye planlamıştım ta ki dün gece yaşanan olaylara kadar. Dün akşam Babsi’nin uyumasını fırsat bilip yazı yazmaya başlamak üzereydim “son bir kez twittera bakayım sonra yazmaya başlarım” dedim kendi kendime. O sırada Atatürk Hava Limanı’ndaki patlamanın haberi geldi. Sonrasında ise her şey anlamsızlaştı.Düşüncelerimi toplamakta zorlanıyorum. Bu sitede ölüm gibi “tatsız” konulardan bahsetmeli miyim emin değilim? Zaten herkesin canı sıkkın bari ben güzel şeylerden bahsedeyim diyorum ama onları da yazmak içimden gelmiyor.

En azından gelecek günlerin bugünlerden iyi olacağına dair inancımı hâlâ kaybetmedim. Belki de Babsi burayı okuduğunda “çok abartmışsın be baba” diyecek. Olsun ben yine de aklımdan geçenleri yazayım.

Babsi olduktan sonra hayatın anlamı da değişti benim için. Ebeveyn olmadan önce zaman, hep arkanızdan yetişmeye çalışan bir atlet gibi. Her zaman onun önündesiniz. Bir sürü planınız var. Dil öğrenecek, dünyayı gezecek, kitap yazacak yeni yerler keşfedeceksiniz. Kısacası yapacak çok şey ve bir o kadar da vaktiniz var. Ebeveyn olduktan sonra ise zaman sizin önünüze geçiyor.Çünkü kendinize dair planların yerini çocuğunuzla ilgili olanlar alıyor.İlk kelimesi ne olacak? Hangi okula gidecek? Mezuniyeti nasıl olacak? Hele bir de benim gibi günde 3 saatinizi yolda geçiriyorsanız çocuğunuzla geçireceğiniz zaman çok kıymetli hale geliyor.

Baba olduktan sonra ölüm fikrini daha fazla düşünmeye başladım. Daha önceleri ölüm düşüncesini Epikür’ün “ben varsam ölüm yok ölüm varsa ben yokum o halde üzülecek ne var” sözü aşmıştım. Öyle ya benden sonra bir şeyin devam ediyor olması benim için bir şey değiştirmeyecekti. Değiştiremeyeceğim şeyler için de üzülmenin bir anlamı yoktu. Ama şimdi Babsi var. Onunla ilgili merak ettiğim pek çok şey ve yanında geçirmek istediğim zamanlar var. Eminim tüm ebeveynler için de bu durum böyledir.

 

Durum böyleyken basiretsiz üç beş yönetici yüzünden bir daha çocuklarını, annelerini, babalarını, yakınlarını görmeyecek insanları düşündükçe sinirleniyorum. Gezi Parkı’nda üç kişi yan yana gelse anında gaz bombası atan, lgbti bireyler masum bir yürüyüş yapmak istediğinde koskoca bir caddeyi kapatıp yürüyen herkesi gözaltına alan devlet teşkilatının üç tane teröristi yakalayamaması kanıma dokunuyor.

Şimdi bu yazdıklarımı okuduğunuzda “sadece Türkiye’de olmuyor ki Belçika’da da oldu” diye düşünebilirsiniz. Doğrudur dünyanın her yerinde bu tip saldırılar oluyor. Ancak Türkiye’de neredeyse her gün bomba patlıyor. Bir ülkeye “ölüm Allah’ın emri ayrılık olmasaydı” fikrinin empoze edilmesini sindiremiyorum.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s